Ülkeyi tek adam yönetmiyor

Patronların bütün varlıklarını, “tek adamın” vicdanına emanet ettiklerini, korkularından sindiklerini ya da daha çok pay kapabilmek için yaranmaya çalıştıklarını, düşünebiliyor musunuz? Düzen muhalefeti böyle düşünmemizi istiyor. Oysa “Tek adam rejimi” söylemi, sermayenin bir icadı. Olayın sınıfsal özünü gizlemeye yarıyor. Sistemin korunma güdüsü diyebiliriz. Cumhurbaşkanlığı’nın dillere destan büyüklükte bütçesi var. Ödeneklerin önemli bir bölümü sarayların yapımına, sefahate, şatafata, gösterişe, kalanı da sermayeye hizmet vermek üzere kurulan, ofis; ajans; kurul gibi yapıların giderlerine harcanıyor. İnsanlar, görkemli yapılar, tapınaklar karşısında kendilerini savunmasız hissediyor. Yıkılamaz, karşı çıkılamaz, ulaşılamaz bir irade karşısında oldukları duygusuna kapılıyorlar. Bu sihrin bozulması ne “tek adamın” ne de sermayenin işine geliyor. Bu yüzden de karşı çıkmıyorlar, eleştirmiyorlar. Bir de “saray zengini” müteahhitler var. Beşli çete diye anılıyorlar. Kamu ihalesi kazanma kategorisinde Dünya birincisi oldular. KOİ projelerinin neredeyse hepsi bu ekibe verildi. Milyarlarca lira boca ediliyor üzerlerine. Ülkede yüzlerce büyük patron var, biri bile çıkıp “neden hep onlara veriyorsunuz” diye yakınmıyor. Bırakın yakınmayı geçtiğimiz günlerde savundular bile. İktidar olduğumuzda KOİ projelerini kamulaştıracağız diyen CHP Genel Sekreterine karşı onları ilk savunan, çoğu kişinin yandaş olmamakla taçlandırdığı TÜSİAD oldu. Hemen “özel mülkiyete karşı mısın yoksa? ...” diye sordular. Yakınmayışlarının iki önemli nedeni var. Patronlar, ülke kaynaklarının aralarında adil paylaştırıldığını düşünüyorlar. Yoksa hiç kuşkunuz olmasın maraza çıkarırlardı. İkinci neden daha önemli: AKP’nin, ülke pazarını uluslararası piyasalarla bütünleştirilip pastanın büyütülmesi konularında çok başarılı olduğuna inanıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, yatırımcılara hizmet vermek üzere kurulan yapılardan biri. Belki de en küçüğü. Ama bakın o bile neler yapıyor? 2006 yılında Başbakanlığa bağlı “Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı” olarak kurulmuştu. Yeni düzende, yapısı ve görevleri yeni duruma uygun olacak bir anlayışla güncellendi ve adı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak değiştirildi. Yapısı, görev ve yetkileri bundan böyle Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle düzenlenecek. Kuruluş yasasında; “özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip” olarak tanımlanıyordu. Bu yapı CBK’da aynen korundu. İnternet sitelerinde “Dünya genelinde faaliyet gösterdikleri” yazılı. Almanya; Birleşik Arap Emirlikleri; Güney Kore; İngiltere; İspanya; İtalya; Japonya, Katar, Singapur ve ABD gibi ülkelerde yerleşik danışmanlık ağları olduğunu özellikle vurguluyorlar.  Hizmetlerini “BİZ KİMİZ ve HİZMETLERİMİZ” başlıkları altında sıralamışlar. İsterseniz birazını okuyalım, İştahınız kabarır, yatırımcı olmak istersiniz. Ama önce Ofis Başkanının şu sözlerine kulak verelim; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, bürokrasinin azaldığı ve yatırımcılara daha hızlı destek verdiğimiz bir dönem başladı.” Yatırımcılara şu hizmetleri veriyorlar: Türkiye’deki yatırımlarından en yüksek düzeyde verim sağlamalarını kolaylaştırmak. Türkiye pazarını ve yatırım ortamını keşfetmelerine yardımcı olmak. Satın alınabilecek ya da ortak olunabilecek uygun Türk şirketleri bulmak.  ÇED süreçlerini ve yatırımla ilgili diğer izin ve ruhsatlara ilişkin başvuruları kamu kurumları nezdinde takip etmek. Bürokratik süreçlerin kolaylaştırılması ve hızlandırılması için destek olmak. Uygun arazi bulmalarına yardımcı olmak. Türkiye’ye yapacakları ziyaretlerinde lojistik hizmet sunmak. Basın bültenlerini hazırlamak, dağıtmak, temel atma ve açılış törenlerini organize etmek. Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik öneriler geliştirmek. İştahlandırmak için bu kadarı yeter sanırım. Gelecek haftalarda, Finans; Maliyet ve Dönüşüm; Dijital Dönüşüm; İnsan Kaynakları Ofisleri ile Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulunu da bu sayfalara konuk etsek iyi olacak. Böylelikle Tek adamın kim olduğunu net olarak görebiliriz. Bununla da kalmaz; yüce Meclisin kabul ettiği yasaların hazırlandığı mutfağı da şöyle bir kolaçan etmiş oluruz. 

Ülkeyi tek adam yönetmiyor
Patronların bütün varlıklarını, “tek adamın” vicdanına emanet ettiklerini, korkularından sindiklerini ya da daha çok pay kapabilmek için yaranmaya çalıştıklarını, düşünebiliyor musunuz? Düzen muhalefeti böyle düşünmemizi istiyor. Oysa “Tek adam rejimi” söylemi, sermayenin bir icadı. Olayın sınıfsal özünü gizlemeye yarıyor. Sistemin korunma güdüsü diyebiliriz. Cumhurbaşkanlığı’nın dillere destan büyüklükte bütçesi var. Ödeneklerin önemli bir bölümü sarayların yapımına, sefahate, şatafata, gösterişe, kalanı da sermayeye hizmet vermek üzere kurulan, ofis; ajans; kurul gibi yapıların giderlerine harcanıyor. İnsanlar, görkemli yapılar, tapınaklar karşısında kendilerini savunmasız hissediyor. Yıkılamaz, karşı çıkılamaz, ulaşılamaz bir irade karşısında oldukları duygusuna kapılıyorlar. Bu sihrin bozulması ne “tek adamın” ne de sermayenin işine geliyor. Bu yüzden de karşı çıkmıyorlar, eleştirmiyorlar. Bir de “saray zengini” müteahhitler var. Beşli çete diye anılıyorlar. Kamu ihalesi kazanma kategorisinde Dünya birincisi oldular. KOİ projelerinin neredeyse hepsi bu ekibe verildi. Milyarlarca lira boca ediliyor üzerlerine. Ülkede yüzlerce büyük patron var, biri bile çıkıp “neden hep onlara veriyorsunuz” diye yakınmıyor. Bırakın yakınmayı geçtiğimiz günlerde savundular bile. İktidar olduğumuzda KOİ projelerini kamulaştıracağız diyen CHP Genel Sekreterine karşı onları ilk savunan, çoğu kişinin yandaş olmamakla taçlandırdığı TÜSİAD oldu. Hemen “özel mülkiyete karşı mısın yoksa? ...” diye sordular. Yakınmayışlarının iki önemli nedeni var. Patronlar, ülke kaynaklarının aralarında adil paylaştırıldığını düşünüyorlar. Yoksa hiç kuşkunuz olmasın maraza çıkarırlardı. İkinci neden daha önemli: AKP’nin, ülke pazarını uluslararası piyasalarla bütünleştirilip pastanın büyütülmesi konularında çok başarılı olduğuna inanıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, yatırımcılara hizmet vermek üzere kurulan yapılardan biri. Belki de en küçüğü. Ama bakın o bile neler yapıyor? 2006 yılında Başbakanlığa bağlı “Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı” olarak kurulmuştu. Yeni düzende, yapısı ve görevleri yeni duruma uygun olacak bir anlayışla güncellendi ve adı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak değiştirildi. Yapısı, görev ve yetkileri bundan böyle Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle düzenlenecek. Kuruluş yasasında; “özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip” olarak tanımlanıyordu. Bu yapı CBK’da aynen korundu. İnternet sitelerinde “Dünya genelinde faaliyet gösterdikleri” yazılı. Almanya; Birleşik Arap Emirlikleri; Güney Kore; İngiltere; İspanya; İtalya; Japonya, Katar, Singapur ve ABD gibi ülkelerde yerleşik danışmanlık ağları olduğunu özellikle vurguluyorlar.  Hizmetlerini “BİZ KİMİZ ve HİZMETLERİMİZ” başlıkları altında sıralamışlar. İsterseniz birazını okuyalım, İştahınız kabarır, yatırımcı olmak istersiniz. Ama önce Ofis Başkanının şu sözlerine kulak verelim; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, bürokrasinin azaldığı ve yatırımcılara daha hızlı destek verdiğimiz bir dönem başladı.” Yatırımcılara şu hizmetleri veriyorlar: Türkiye’deki yatırımlarından en yüksek düzeyde verim sağlamalarını kolaylaştırmak. Türkiye pazarını ve yatırım ortamını keşfetmelerine yardımcı olmak. Satın alınabilecek ya da ortak olunabilecek uygun Türk şirketleri bulmak.  ÇED süreçlerini ve yatırımla ilgili diğer izin ve ruhsatlara ilişkin başvuruları kamu kurumları nezdinde takip etmek. Bürokratik süreçlerin kolaylaştırılması ve hızlandırılması için destek olmak. Uygun arazi bulmalarına yardımcı olmak. Türkiye’ye yapacakları ziyaretlerinde lojistik hizmet sunmak. Basın bültenlerini hazırlamak, dağıtmak, temel atma ve açılış törenlerini organize etmek. Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik öneriler geliştirmek. İştahlandırmak için bu kadarı yeter sanırım. Gelecek haftalarda, Finans; Maliyet ve Dönüşüm; Dijital Dönüşüm; İnsan Kaynakları Ofisleri ile Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulunu da bu sayfalara konuk etsek iyi olacak. Böylelikle Tek adamın kim olduğunu net olarak görebiliriz. Bununla da kalmaz; yüce Meclisin kabul ettiği yasaların hazırlandığı mutfağı da şöyle bir kolaçan etmiş oluruz.