Sıla Şentürk’ün Katili Sadece Bir Fail Değil, Ataerkil Sistemdir!

16 yaşında bir kız çocuğu olan Sıla Şentürk, ailesi tarafından zorla nişanlandırıldığı, sonrasında onu kaçıran ve alıkoyan, onlarca sabıkası olmasına rağmen yargı mercileri tarafından serbest bırakılan bir erkek eliyle; devlet koruması altında olması gerekirken ailesinin yanına geri gönderen kurumların ihmali sonucu iktidar, yargı ve aile iş birliğiyle vahşice katledildi. Okulda olması gereken bir kız çocuğunu […]

Sıla Şentürk’ün Katili Sadece Bir Fail Değil, Ataerkil Sistemdir!

16 yaşında bir kız çocuğu olan Sıla Şentürk, ailesi tarafından zorla nişanlandırıldığı, sonrasında onu kaçıran ve alıkoyan, onlarca sabıkası olmasına rağmen yargı mercileri tarafından serbest bırakılan bir erkek eliyle; devlet koruması altında olması gerekirken ailesinin yanına geri gönderen kurumların ihmali sonucu iktidar, yargı ve aile iş birliğiyle vahşice katledildi.

Okulda olması gereken bir kız çocuğunu daha evlenmeye zorlayan bu ataerkil zihniyet ve onu destekleyen iktidarın yürürlüğe sokmadığı etkin yasalar bugün onun vahşice öldürülmesine neden oldu. Bu ülkede çocuk ‘gelin’, çocuk ‘tutsak’, çocuk ‘işçi’ yaratanlar onun çocuk olmasını sağlayamadılar.

Kadını ve çocuğu koruyan yasalara göz diken, İstanbul Sözleşmesi’ni siyasi pazarlık meselesi yaparak fesheden AKP-MHP iktidar bloğu; çocuk istismarını olağanlaştıran, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı; çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri ve yasaları uygulamayan yargı mercileri, onu koruyamayan kolluk kuvvetleri ve bütün bunlardan cesaret alan fail bu cinayetin sorumlularıdır.

Mevcut yasalar doğru ve etkin bir biçimde uygulansa, şiddete ve istismara karşı kadınlar ve kız çocukları için bir barikat oluşturan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede usulsüz bir şekilde çıkılmasa, kadın ve kız çocuklarının katillerine kravat taktı diye iyi hal indirimleri yapılmayıp, yeterli cezalar verilseydi bugün Sıla ve sayısız çocuk ve kadın hala hayatta olacaktı. Ve her gün en az bir kadını katleden erkek katiller bu cesareti ve gücü asla bulamayacaktı.

Ataerkil egemen sistemin; eğitimde, medyada, iş yerinde ve gündelik hayatın her alanında yeniden ve yeniden üretildiği Türkiye’de, siyasi iktidarın kadına ve çocuğa karşı işlenen suçları cezasız bırakan mevcut şiddet dili ve politikaları, şiddeti ve ayrımcılığı kurumsallaştırmakta, failleri cesaretlendirmektedir.

Eğitim Sen, çocuklarımızın barış, hoşgörü, eşitlik, özgürlük ve dayanışma ruhuyla yaratılan bir ortamda büyümeleri gerektiğine olan inancı ve her çocuğun bedensel ve zihinsel bakımdan uygun yasal güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğunun bilinciyle, çocukları korumayan her türlü politikanın ve uygulamanın karşısında olacaktır.  Sendikamız, kadına ve çocuğa karşı her türlü şiddet ve istismara ve bunlara sebep olan karanlık zihniyete karşı mücadelesini yükselterek sürdürecektir.