LGS Sınav Sonuçlarına Eğitimde Yaşanan Kayıpların ve Eşitsizliklerin Gölgesi Düşmüştür

Liseye Geçiş Sistemi (LGS) sınav sonuçlarının ve Merkezi Sınav Değerlendirme Raporu’nun 30 Haziran’da açıklanması ile birlikte sınav odaklı eğitim sisteminin yarattığı tahribatlar ve pandemi sürecinde eğitimde yaşanan kayıplar yeniden tartışmaya başlanmıştır. LGS sınavı, yapıldığı günden bu yana hakkında skandal, şaibe gibi kavramların sıklıkla kullanıldığı bir sınav olmuştur. Uzaktan eğitimin derinleştirdiği eğitime erişimdeki eşitsizliklere rağmen müfredatın […]

LGS Sınav Sonuçlarına Eğitimde Yaşanan Kayıpların ve Eşitsizliklerin Gölgesi Düşmüştür

Liseye Geçiş Sistemi (LGS) sınav sonuçlarının ve Merkezi Sınav Değerlendirme Raporu’nun 30 Haziran’da açıklanması ile birlikte sınav odaklı eğitim sisteminin yarattığı tahribatlar ve pandemi sürecinde eğitimde yaşanan kayıplar yeniden tartışmaya başlanmıştır.

LGS sınavı, yapıldığı günden bu yana hakkında skandal, şaibe gibi kavramların sıklıkla kullanıldığı bir sınav olmuştur. Uzaktan eğitimin derinleştirdiği eğitime erişimdeki eşitsizliklere rağmen müfredatın tamamından sorumlu tutulan öğrencilerimiz bir de son yılların en zor matematik sorularıyla karşılaşınca başarısızlık ve güvensizlik duygusu içinde gelecek kaygısıyla sınavdan çıkmışlardır. Hiçbir kurumun öğrencilerimize ve velilerimize bunları yaşatmaya hakkı yoktur.

Pandemi riskine karşı uzaktan eğitime geçilmesi ile kamusal bir hizmet olan ve her çocuğun eşit bir şekilde faydalanması gereken eğitim hakkına ulaşmak güçleşmiştir. Özellikle düşük gelirli ve yoksul aile çocukları ile mevsimlik tarım işçiliği yapan çocuklar normal koşullarda bile eğitim olanaklarından yeterince yararlanamazken, uzaktan eğitim ile birlikte her çocuğun ulaşabileceği bilgisayar, internet gibi teknolojik araçlarının olmaması, çocukların eğitim sisteminden dışlanmalarına yol açmıştır. Örgün eğitimin her kademesinde öğrencilerimiz akademik, sosyal, psikolojik, fiziksel kayıplar yaşamanın yanı sıra ciddi düzeyde öğrenme ve beceri kayıpları yaşamıştır.

Türkçe, matematik, fen bilimleri, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil derslerinde doğru cevap ortalaması 2020 sonuçlarıyla karşılaştırıldığında, eğitimde yaşanan kayıpların düzeyi çok daha net görülebilecektir.

LGS Sınavında Derslere Göre Doğru Cevap Ortalaması
2020 2021
Türkçe 15,32 9,41
Matematik 9,36 4,20
Fen Bilimleri 16,47 8,04
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 8,41 5,23
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 8,84 6,35
Yabancı Dil 6,87 4,93

Tablo dikkatle incelendiğinde doğru cevap ortalamasında yarı yarıya bir düşüş olduğu gözlemlenecektir. MEB’in pandemi sürecinde gerek uzaktan öğretimi gerekse kısa kısa yapılan yüz yüze eğitim sürecini nitelikli bir şekilde yürütemediği ve eğitime erişim konusunda çok derin eşitsizliklerin yaşandığı ortadadır.

2020 sınav sonuçlarında 42 farklı ilde 181 kişi tüm soruları doğru cevaplamışken, bu yıl yapılan sınav sonuçlarında 36 ilde 97 öğrenci tüm soruları doğru cevaplayabilmiştir.

2020 yılında yapılan LGS sınavı ile karşılaştırdığımızda bu yıl sınav yapılan okul, derslik sayıları artmış olmasına rağmen sınava katılım oranı düşmüştür. Milyonlarca öğrencinin uzaktan öğretim sürecinde eğitimden koptuğu ve büyük oranda işçileştiği, yine kız öğrencilerin eğitimle bağının koptuğu ortadayken bu kayıpların telafisi için hiçbir çalışma yürütülmemesi sonucunda sınava katılım oranında %5’lik bir düşüş yaşanmıştır.

LGS’ye Katılım Oranı
2020 2021
%88 %83,49

MEB, yıl yıl yayınladığı Merkezi Sınav Değerlendirme Raporlarını bir de bu bakış açısıyla karşılaştırarak, öğrencilerimizin ders ders konu konu yaşadığı gerilemeyi tespit edebilmelidir.

Sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması mümkün değildir. Öğrencilerimizin sınav cenderesinden ve etüt-özel kurs-özel okul kuşatmasından çıkarılması gerekmektedir. Kapitalizmin dayattığı “piyasacı eğitim” anlayışının tipik bir örneği olan ‘sınav merkezli eğitim’ anlayışı terk edilmelidir. Öğrencileri birbiri ile rekabet eden değil, onları geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Temel eğitimden yükseköğretime kadar öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetme ve geliştirme sürecine katkı sunulmalı, bütün bu yılların birikim toplamı üzerinden doğru bir rehberlik ve ölçme değerlendirme yöntemiyle istedikleri okulda okuma koşulları sağlanmalıdır.