Kazanacağız!

Yine kaynıyor Dünya, salgındır hastalıktır dinlemiyor kaynıyor. Niye dinlesin ki, Kovid-19’dan daha tehlikeli başka bir virüs yayılmış, yerleşmiş durumda. Dünya halkları, bu düzenin mikrobuyla, kiriyle çevrilmiş,  sınıf kavgası kaynıyor da kaynıyor. İşte hemen önümüze düşen iki kaynama noktası: Kolombiya’da halk milyon milyon sokakta günlerdir. Yoksulluğa, hastalığa, şiddete zorbalığa karşı, özelleştirme, militerleşme, örgütsüzleştirme, ayrımcılık saldırılarına dur demek için savaşıyorlar. Memlekette ise, İkizdere halkı, yurtlarının, ocaklarının, topraklarının, derelerinin, ağaçlarının talanına karşı direniyor.  Kazanacaklar. Ben bugün başka bir kavgayı hatırlatacağım. Bundan tam on altı yıl önce direnen ve kazananları, Gama Holding’in İrlanda’da çalışan işçilerinin, hırsız ve düzenbaz patronlarına karşı sürdürdüğü mücadeleyi yazacağım. Gama direnişini bugün birkez daha önümüze getirenler bu yıl 16.’sı çevrimiçi olarak gerçekleşen İşçi Filmleri Festivali düzenleyenleri oldu.  2006 yılı, İrlanda Frameworks Films yapımı “Gama Grevi” (İngilizce tam adı karşılığı Gama Grevi: Tüm işçiler için bir zafer) belgesel filmi 2 Mayıs günü festivalin kanalında ilk gösterimle yayınlandı ve 4 Mayıs’tan itibaren de kanalda açık erişime konuldu. Yazının sonunda bağlantısını bulabilirsiniz. Belgeselin yapımcıları, İrlanda Sosyalist Partisi liderleri, Joe Higgins, Stephen Boyd, Kevin McLoughlin. Yönetmenler, Kevin McLoughlin, Emma Bowel. Kurgu ise, Emma Bowell, Eddie Noonan, Cathal Brennan’ın. Türkiye’de ilk gösterimi yapımından on beş yıl sonra gerçekleşiyor ama Gama grevi belgeseli güncelliğinden ve uyandırdığı duygu ve düşüncelerin yoğunluğundan hiçbirşey kaybetmemiş durumda. Belgeselin tümünü izlemenizi öneririm, ben kısaca özetleyeyim içeriğini.  Olay 2005 yılında İrlanda’da geçer. Doksanlı yılları ardı ardına gelen büyük özelleştirme kampanyalarıyla kapatıp, milenyuma büyük altyapı ve enerji projeleri hedefleriyle başlamış İrlanda’da, hükümetin bir türlü gelmeyen şahlanma ihtiyacına Ankara’lı şirket Gama holding hızır gibi yetişir. Büyük altyapı projelerinde yerli şirketlerden kat kat daha hızlı ve ucuza iş bitiren Gama, İrlanda’da ihale üstüne ihale kapmakta, ana taşeron olarak otobanlar, barajlar, santraller, geçitler dikmektedir. İrlanda hükümeti, bu başarısından dolayı gerim gerim gerinirken, “adamlar çalıyor ama çalışıyor” özlü sözünü henüz bilmediklerinden olsa gerek, İrlandalılar bu şipşakçılığın sırrını bir süre keşfedemez. Ta ki, sanayi ve hizmetler sektöründe hem kamu hem özel sektör çalışanı işçileri kapsayan bir çatı örgüt olarak ülkenin en büyük sendikası SIPTU ile, Sosyalist Parti militanları, Türkiye’li kurnaz patronların çevirdiği dümeni ortaya çıkarana kadar. Gama holding, İrlanda hükümeti ile yaptığı anlaşma gereği haftalık 48 saatlik çalışma karşılığı işçi ücretlerinin ancak neredeyse beşte birini Türkiye’den getirdiği işçilere ödemekte, haftalık çalışma süreleri 80 saati bulmasına rağmen fazla mesai karşılıklarının ise hiç sözünü bile etmemektedir. Türkiye’li işçiler İngilizce bilmediklerinden ve başka haber kaynakları olmadığından, ne almaları gereken saatlik ücret miktarının, ne haftalık azami mesai saati sınırının ne da hakları olan fazla mesai ödemelerinin farkındadır. Üstelik yine hiçbiri sektörlerindeki güçlü sendikal örgütlerin doğal üyesi olduklarını da bilmez. Sendikanın ve Sosyalist Partililerin üzerine gitmesi ile büyük dümen ortaya çıkar. Gama’nın Hollanda ortaklı yurtdışı yatırım şirketi, işçilere sorumlu olduğu ücret miktarlarında bordro düzenleyip bu miktarın elden ödedikleri beştebiri karşılığı dışında artan parayı Hollanda’daki Finansbankta açtığı hesaplara yatırmaktadır. Tahmin edeceğiniz gibi, işçilerin kendi isimlerine açılan bu hesaplardan ve paralardan haberleri yoktur. Düpedüz nitelikli dolandırıcılık ve hırsızlık! Bununla da kalmaz, Türkiye’li işçilerin pasaportlarına el konulmakta, sendika ile görüşmeleri engellenmekte, şantiyelere kilitlemeler, Türkiye’de ailelerine şantajlar, tehditlerle ağır bir zorbalık da sürmektedir. Katıksız ücretli kölelik uygulamaları. Belgesel, işçilerin önce nasıl bu düzeneğin farkına vardıklarını, haklarını öğrendiklerini, biraraya geldiklerini, örgütlülüğü ve dayanışmayı keşfettiklerini anlatıyor. Sosyalistlerin ve sendikanın desteğiyle, işçiler önce örgütleniyor sonra iş bırakıyor. Beş yüze yakın işçi ile greve gidiliyor, yürüyüşler düzenleniyor. İrlanda hükümetinde işler karışıyor, kamuoyu ayağa kalkıyor falan, sonunda Gama işçilere Finansbankta zulaladığı paralarını ödüyor. Fakat tabi esas sömürü karşılığı olan fazla mesai ödemelerini ise ödemeyi reddediyor. Şirketin, bu aşamadan sonra çeşitli çirkinlikleri, zorbalıkları, düzenbazlıkları ile işçilerin bir kısmı mücadeleyi bırakıp Türkiye’ye dönse de, aylar sonra fazla mesai ödemelerini de elde ediyor direnen işçiler. Örgütlülüğün, dayanışmanın, direnişin ve mücadelenin karşılığı alınıyor. Bu anlamıyla bakıldığında zaferle bitmiş denir Gama grevine. Öte yandan, Gama patronların

Kazanacağız!
Yine kaynıyor Dünya, salgındır hastalıktır dinlemiyor kaynıyor. Niye dinlesin ki, Kovid-19’dan daha tehlikeli başka bir virüs yayılmış, yerleşmiş durumda. Dünya halkları, bu düzenin mikrobuyla, kiriyle çevrilmiş,  sınıf kavgası kaynıyor da kaynıyor. İşte hemen önümüze düşen iki kaynama noktası: Kolombiya’da halk milyon milyon sokakta günlerdir. Yoksulluğa, hastalığa, şiddete zorbalığa karşı, özelleştirme, militerleşme, örgütsüzleştirme, ayrımcılık saldırılarına dur demek için savaşıyorlar. Memlekette ise, İkizdere halkı, yurtlarının, ocaklarının, topraklarının, derelerinin, ağaçlarının talanına karşı direniyor.  Kazanacaklar. Ben bugün başka bir kavgayı hatırlatacağım. Bundan tam on altı yıl önce direnen ve kazananları, Gama Holding’in İrlanda’da çalışan işçilerinin, hırsız ve düzenbaz patronlarına karşı sürdürdüğü mücadeleyi yazacağım. Gama direnişini bugün birkez daha önümüze getirenler bu yıl 16.’sı çevrimiçi olarak gerçekleşen İşçi Filmleri Festivali düzenleyenleri oldu.  2006 yılı, İrlanda Frameworks Films yapımı “Gama Grevi” (İngilizce tam adı karşılığı Gama Grevi: Tüm işçiler için bir zafer) belgesel filmi 2 Mayıs günü festivalin kanalında ilk gösterimle yayınlandı ve 4 Mayıs’tan itibaren de kanalda açık erişime konuldu. Yazının sonunda bağlantısını bulabilirsiniz. Belgeselin yapımcıları, İrlanda Sosyalist Partisi liderleri, Joe Higgins, Stephen Boyd, Kevin McLoughlin. Yönetmenler, Kevin McLoughlin, Emma Bowel. Kurgu ise, Emma Bowell, Eddie Noonan, Cathal Brennan’ın. Türkiye’de ilk gösterimi yapımından on beş yıl sonra gerçekleşiyor ama Gama grevi belgeseli güncelliğinden ve uyandırdığı duygu ve düşüncelerin yoğunluğundan hiçbirşey kaybetmemiş durumda. Belgeselin tümünü izlemenizi öneririm, ben kısaca özetleyeyim içeriğini.  Olay 2005 yılında İrlanda’da geçer. Doksanlı yılları ardı ardına gelen büyük özelleştirme kampanyalarıyla kapatıp, milenyuma büyük altyapı ve enerji projeleri hedefleriyle başlamış İrlanda’da, hükümetin bir türlü gelmeyen şahlanma ihtiyacına Ankara’lı şirket Gama holding hızır gibi yetişir. Büyük altyapı projelerinde yerli şirketlerden kat kat daha hızlı ve ucuza iş bitiren Gama, İrlanda’da ihale üstüne ihale kapmakta, ana taşeron olarak otobanlar, barajlar, santraller, geçitler dikmektedir. İrlanda hükümeti, bu başarısından dolayı gerim gerim gerinirken, “adamlar çalıyor ama çalışıyor” özlü sözünü henüz bilmediklerinden olsa gerek, İrlandalılar bu şipşakçılığın sırrını bir süre keşfedemez. Ta ki, sanayi ve hizmetler sektöründe hem kamu hem özel sektör çalışanı işçileri kapsayan bir çatı örgüt olarak ülkenin en büyük sendikası SIPTU ile, Sosyalist Parti militanları, Türkiye’li kurnaz patronların çevirdiği dümeni ortaya çıkarana kadar. Gama holding, İrlanda hükümeti ile yaptığı anlaşma gereği haftalık 48 saatlik çalışma karşılığı işçi ücretlerinin ancak neredeyse beşte birini Türkiye’den getirdiği işçilere ödemekte, haftalık çalışma süreleri 80 saati bulmasına rağmen fazla mesai karşılıklarının ise hiç sözünü bile etmemektedir. Türkiye’li işçiler İngilizce bilmediklerinden ve başka haber kaynakları olmadığından, ne almaları gereken saatlik ücret miktarının, ne haftalık azami mesai saati sınırının ne da hakları olan fazla mesai ödemelerinin farkındadır. Üstelik yine hiçbiri sektörlerindeki güçlü sendikal örgütlerin doğal üyesi olduklarını da bilmez. Sendikanın ve Sosyalist Partililerin üzerine gitmesi ile büyük dümen ortaya çıkar. Gama’nın Hollanda ortaklı yurtdışı yatırım şirketi, işçilere sorumlu olduğu ücret miktarlarında bordro düzenleyip bu miktarın elden ödedikleri beştebiri karşılığı dışında artan parayı Hollanda’daki Finansbankta açtığı hesaplara yatırmaktadır. Tahmin edeceğiniz gibi, işçilerin kendi isimlerine açılan bu hesaplardan ve paralardan haberleri yoktur. Düpedüz nitelikli dolandırıcılık ve hırsızlık! Bununla da kalmaz, Türkiye’li işçilerin pasaportlarına el konulmakta, sendika ile görüşmeleri engellenmekte, şantiyelere kilitlemeler, Türkiye’de ailelerine şantajlar, tehditlerle ağır bir zorbalık da sürmektedir. Katıksız ücretli kölelik uygulamaları. Belgesel, işçilerin önce nasıl bu düzeneğin farkına vardıklarını, haklarını öğrendiklerini, biraraya geldiklerini, örgütlülüğü ve dayanışmayı keşfettiklerini anlatıyor. Sosyalistlerin ve sendikanın desteğiyle, işçiler önce örgütleniyor sonra iş bırakıyor. Beş yüze yakın işçi ile greve gidiliyor, yürüyüşler düzenleniyor. İrlanda hükümetinde işler karışıyor, kamuoyu ayağa kalkıyor falan, sonunda Gama işçilere Finansbankta zulaladığı paralarını ödüyor. Fakat tabi esas sömürü karşılığı olan fazla mesai ödemelerini ise ödemeyi reddediyor. Şirketin, bu aşamadan sonra çeşitli çirkinlikleri, zorbalıkları, düzenbazlıkları ile işçilerin bir kısmı mücadeleyi bırakıp Türkiye’ye dönse de, aylar sonra fazla mesai ödemelerini de elde ediyor direnen işçiler. Örgütlülüğün, dayanışmanın, direnişin ve mücadelenin karşılığı alınıyor. Bu anlamıyla bakıldığında zaferle bitmiş denir Gama grevine. Öte yandan, Gama patronlarının tüm düzenbazlıkları, hırsızlığı, zorbalığı yanlarına kalıyor. İrlanda Hükümetinin ikiyüzlülüğü, kurnazlığı ve ırkçı kibiri damla eksilmiyor, kimse kimseye hesap falan vermiyor. Aradan on altı yıl geçti, neler oldu derseniz, şöyle: Gama bu olaydan sonra İrlanda’da yine ihaleler kazanmaya ve aynı yolda ilerlemeye devam etse de, krizdi, rekabetti derken, işleri karıştırmış olsa gerek, 2019’da bankalara olan 1 milyar dolarlık borcundan dolayı İrlanda Tynagh Energy’deki yüzde 40’lık payını Prag merkezli EGH Group’a satmış. Şimdi artık bu Çek şirket, ABD’li diğer ortaktan da yüzde 40’lık alım yapıp suyun başını tutmuş durumda anlayacağınız. İrlanda hükümeti açısından da geçen süre içerisinde değişen pek birşey yok. Son örneğini, geçen yıl Çağdaş Gökbel soL’da köşesinde yazmıştı. Diğer tüm kapitalist ülkelerde olduğu gibi, Kovid-19 salgını İrlanda’da da işçi sınıfının hastalığı. İrlanda hükümeti salgın krizinin tüm yükünü işçi ve emekçilerin sırtına yıkmaya, göçmen ve mülteci işçileri ilk sıralarda gözden çıkarmaya devam ediyor. Gama grevinin işçilerini soracak olursanız, hâlâ süren davaları var. İrlanda’da çalışmış Gama işçileri olarak iletişimi ve haberleşmeyi sürdürüyorlar. Anlaşılan o ki daha mütevazi de olsa dayanışmaya ve mücadeleye devam ediyorlar. Dünya kaynıyor, kaynıyoruz diye başladım. Daha sürecek bu kavga belli, ama kazanılan her mücadele, elde edilen her kazanım güçlendirecek bizi.  Her direnişle, her örgütlülükle ışıldayan gözler, dost ellerle ısınan yürekler, yükselen seslerle gülen yüzler birikecek, çoğalacak. Küçüktü büyüktü, azdı fazlaydı, önemliydi önemsizdi, geçmişti gelecekti demeden, Kolombiya halkı kazanacak, İkizdere kazanacak, Gama işçileri kazanacak. Kazanacağız. Gama Grevi Belgeseli