‘Hamdi, insanın ufku yine insandır!’

Haydar Ergülen’in eş zamanlı yayımlanan iki deneme kitabı, ‘yazma arzusu’ ile ‘yazılmayı arzulayan şeyler’in buluşması. Sınır tanımayan, alfabeler kuran, yollar açan, zaman zaman yoldan sapan ama yolunu yitirmeyen denemeler. Bir şairin denemelerinden bir denemecinin denemelerine yol alışı. “Bu daha başlangıç!” diyor Ergülen. Çünkü “İnsan tükenmez” demişti, Fethi Naci. Tuhaf Alfabe’nin ‘Ufuk’ maddesinde, Yahya Kemal’in de Tanpınar’a dediği gibi: “Hamdi, insanın ufku yine insandır.”.

‘Hamdi, insanın ufku yine insandır!’
‘Hamdi, insanın ufku yine insandır!’

Haydar Ergülen’in eş zamanlı yayımlanan iki deneme kitabı, ‘yazma arzusu’ ile ‘yazılmayı arzulayan şeyler’in buluşması. Sınır tanımayan, alfabeler kuran, yollar açan, zaman zaman yoldan sapan ama yolunu yitirmeyen denemeler. Bir şairin denemelerinden bir denemecinin denemelerine yol alışı. “Bu daha başlangıç!” diyor Ergülen. Çünkü “İnsan tükenmez” demişti, Fethi Naci. Tuhaf Alfabe’nin ‘Ufuk’ maddesinde, Yahya Kemal’in de Tanpınar’a dediği gibi: “Hamdi, insanın ufku yine insandır.”.

Fotoğraflar: VEDAT ARIK

Nişanlılar İçin Şarkılı Alfabe; “…Aşk’tan Devrim’e, Cumartesi Anneleri’nden Neşet’e, Nar’dan Üzüm’e ve Zeytin’e, Eskişehir’den Napoli’ye, Üç Fidan’dan Gezi’ye, Karantina’dan Göçmen’lere… kavram ve kelimelere Haydar Ergülen’ce karşılıklar”dan oluşuyor. Kitabın da bütün olarak bir alfabe olduğunu düşünürsek; toplam otuz iki alfabede yüzlerce şarkılı, sazlı sözlü, rengârenk, kederli, coşkulu ‘madde’ var: İsimler, filmler, eşyalar, şehirler, hayvanlar, şiirler, romanlar, olaylar, anılar, eskiler, yeniler, değiniler…

ZIRRR SESSİZLİK!

Selahattin İçli’nin nihavend bestesi ‘Derun-i dil derdi eskiler’ (güfte: Ayhan Ayışığı) ile açılan kitap, kapanışı Seyhan Erözçelik’ten ‘zırrr sessizlik’ ile yapıyor. Alfabe içinde alfabe: İnsanlar ve isimler. Çağrışımlarla isimler birbirini besliyor, kitabın ‘insan alfabesi’ beliriyor.

Fazlası yok eksiği var, A’dan Z’ye üç yüzden fazla isim geçiyor bu denemelerde: A. Kadir’den Ziya Osman’a, Adalet Ağaoğlu’ndan Zeynep Oral’a, Ali Ekber Çiçek’ten Zeki Müren’e, Amy Winehouse’dan Rodrigo’ya, Erden Kıral’dan Zeki Demirkubuz’a, Özdemir İnce’den Ülker İnce’ye, Ahmet Şık’tan Zehra Kosova’ya, Mahir-Hüseyin-Ulaş’tan Yusuf’a ve Deniz’e…

Eksiği var deyişim, dolaylı isimler de olmasından... Haziran Alfabesi’nin ‘Gezi’ maddesinde olduğu gibi: “‘Waldo sen neden burada değilsin?’ ‘Bazı sorular bazı parkları bekler!’”. Olmaz olasıcalar da var; konu gereği zorunluluktan; Faik Türün’den Stalin’e, eksik olsunlar! Ve fakat, eksikliğini hissettiğim isimler de var; benim payıma Didar abla düştü, Didar Şensoy!

DERİNLEMESİNE BİR YOLCULUK

Çerçöp - Öteberi Denemeleri, “…bir daktilonun, kâğıdın ya da artık bir çocukluk anısı olarak zihinlerimizde yer etmiş duvar halılarının dünyasına bir yolculuk … Mahalleye gelen ilk telefon, ilk Avrupa yolculuğu, ikinci olmaya ve uykuya övgü…”.

‘Yeni Türkiye’de Yasakçı Bir Zihniyet: O Benim İşte’den ‘Karantinada Geçen Şen Günlerim’e, ‘Christine Haydar Akrabamız Değildir!’den ‘Bir Gerçeklik Olarak Hastalık’a yaşamlarımızın dünü, bugünü ve bilinmez yarını üzerine usta işi denemeler.

Ergülen her konuda yeterince konaklayarak, denemenin tadını çıkarıyor. İçinden geçtiğimiz, içimizden geçen bazı şeylere ilişkin derin denemeler çoğu: ‘Struma’yı nefesimi tutarak okudum. ‘Tekerrür ya da İniş İçin Daha Ne kadar Alçalabilir İnsan’ı da öyle.

Ergülen’in uzun denemelerini okurken, Katya’nın John’a gönderdiği kısa mektup da geldi aklıma: “Tiziano için ne düşünüyorum biliyor musun? Kartpostala yazılmış tek bir sözcük: Ten.” (Tiziano - Su Perisi ile Çoban, John Berger - Katya Berger Andreadakis, YKY)

Sahi, bir şey, bir resim, bir insan nasıl anlatılır? Tiziano Vecellio nasıl anlatılır? Evet, tek bir sözcükle de anlatılabilir: Ten! Ya da sadece ismini yazarak: Tiziano! Ziya Osman Saba’yı anlatmak için ‘Ziya Osman’ demek gibi... Yazışmalarının devamında, John ile Katya onlarca sayfa daha yazmışlar Tiziano üzerine. Ergülen’in denemelerinde de benzer bir bilinçli gelgit var, bir sözcük / isim ile bin sözcük / isim arasında. Bir harf daha, bir sözcük, bir cümle, bir paragraf daha… Bir suskunluk daha…

SUSMANIN ÇEKİCİLİĞİ!

Çerçöp denemelerinde çok şey söylerken, susmanın çekiciliğini de sezdiriyor Ergülen. ‘Haydar Haydar’ başlıklı denemedeki derdi biraz da bu sanırım:

“Adım rüzgârın ruhu diye Anadolu’dan Kafkaslar’a, Ege’den Akdeniz’e dolanıyor dolanmasına da, benim içimde bir rüzgâr dolanıyor mu, geziyor mu, tozuyor mu, esiyor mu, geçiyor mu? Bende bir rüzgârın ruhu, hadi o kadar olmasa da gölgesi var mı? Rüzgâr, bende ne gezer desem mi şairane olur yoksa rüzgâr bende ne eser mi desem? Belki de hiçbir şey demesem, daha şairane olmaz ama daha şahane olur!”.

Nişanlılar için Şarkılı Alfabe ve Çerçöp - Öteberi Denemeleri, ‘yazma arzusu’ ile ‘yazılmayı arzulayan şeyler’in buluşması. Bazen tenhada buluşuyorlar, bazen kalabalıklarda; her durumda denemenin güzel tadıyla. Şunu da saklamıyor Ergülen: Bu daha başlangıç! Çünkü “İnsan tükenmez” demişti, Fethi Naci. Tuhaf Alfabe’nin ‘Ufuk’ maddesinde, Yahya Kemal’in de Tanpınar’a dediğidir işte: “Hamdi, insanın ufku yine insandır”.

Nişanlılar için Şarkılı Alfabe / Haydar Ergülen / Kırmızı Kedi Yayınevi 

Çerçöp - Öteberi Denemeleri / Haydar Ergülen / Karakarga Yayınları

Alihan Irmakkesen