Devletin Eğitim Harcamaları Azalıyor, Halkın Cebinden Yaptığı Eğitim Harcamaları Artıyor!

Öğrenci velilerinin içine itildiği ağır ekonomik koşulların eğitim harcamaları üzerindeki etkisini TÜİK verileri de doğrulamaktadır. TÜİK’in Eğitim Harcamaları 2020 araştırması, eğitim harcamalarının finansman kaynaklarına göre dağılımında yaşanan değişimin hangi yönde olduğu hakkında yeterince ipucu vermektedir. Türkiye’de eğitim harcamaları 2020 yılında, 2019 yılına göre yüzde 4,5 artarak 270 milyar 921 milyon TL olmuştur. 2020 yılında yapılan eğitim […]

Devletin Eğitim Harcamaları Azalıyor, Halkın Cebinden Yaptığı Eğitim Harcamaları Artıyor!

Öğrenci velilerinin içine itildiği ağır ekonomik koşulların eğitim harcamaları üzerindeki etkisini TÜİK verileri de doğrulamaktadır. TÜİK’in Eğitim Harcamaları 2020 araştırması, eğitim harcamalarının finansman kaynaklarına göre dağılımında yaşanan değişimin hangi yönde olduğu hakkında yeterince ipucu vermektedir.

Türkiye’de eğitim harcamaları 2020 yılında, 2019 yılına göre yüzde 4,5 artarak 270 milyar 921 milyon TL olmuştur. 2020 yılında yapılan eğitim harcamalarının yüzde 74,7‘si devlet tarafından finanse edilmiştir. Ancak devletin eğitim harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı 2019 yılında yüzde 4,4 iken, 2020 yılında bu oran yüzde 4’e gerilemiştir. TÜİK, tıpkı enflasyon hesabında yaptığı gibi, kâğıt üstünde devletin eğitim harcamalarına katkısının arttığını göstermeye çalışmış, ancak durumun tam tersi olduğunu gizleyememiştir. TÜİK Eğitim Harcamaları araştırmasının açıklama metninin ekinde yer alan ayrıntılarına bakıldığında, devlet eğitim kurumlarının personele yapılan ödemeler dışındaki cari harcama tutarının sadece 35 milyar 297 milyon TL olduğu görülmektedir. Merkezi eğitim bütçesinde olduğu gibi, devlet eğitim harcamalarında da aslan payının personel harcamalarına gittiği anlaşılmaktadır.

tablo

2020-2021 eğitim öğretim yılının büyük bölümünde uzaktan eğitim yapıldığından eğitim harcamalarındaki artış oranı önceki yıllara göre düşük kalmıştır. Türk lirasında yaşanan değer kaybının kaçınılmaz sonucu olarak dolar bazında toplam eğitim harcamaları 2019’a göre 7 milyar 12 milyon dolar; öğrenci başına eğitim harcaması ise 317 milyon dolar azalmıştır.

OECD ülkeleri ortalamasında ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde kamu kaynaklarından yapılan harcamalar eğitim harcamalarının yüzde 90’ını, hane halkı ve özel kaynaklardan yapılan harcamalar ise yüzde 9’unu oluşturmaktadır. Türkiye’de ise eğitimde yaşanan ticarileşmenin sonucu olarak kamusal eğitim harcamalarının oranı yüzde 75, hane halkı ve özel kaynaklardan yapılan eğitim harcamalarının oranı yüzde 25’tir.

Eğitim harcamaları içinde hane halkının yaptığı harcamaların payı yüzde 20,2’dir ve bu oran OECD ortalamasının iki katından fazladır. 2011 yılında hane halkının yaptığı eğitim harcamaları toplamı 13 milyar 782 milyon TL iken, 2020 sonu itibariyle bu rakam yaklaşık dört kat artarak 54 milyar 754 milyon TL’ye yükselmiştir. Başka bir ifadeyle öğrenci velilerinin ceplerinden yaptığı eğitim harcamaları her geçen yıl artmaktadır.

Eğitim harcamalarının eğitim düzeylerine göre dağılımı (Yüzde) (2019-2020)

tablo2

Eğitim harcamalarının eğitim düzeylerine göre yüzdelik dağılımına bakıldığında okul öncesi eğitimde 2019 yılında yüzde 6,1 olan oran, 2020’de yüzde 5,3’e gerilemiştir. İlkokulda yüzde 18,1’den yüzde 18,3’e çıkmış; ortaokulda ise yüzde 20’den yüzde 19’e gerilemiştir. Ortaöğretimde eğitim harcamaları yüzde 27,9 ile değişiklik göstermezken, yükseköğretimde yüzde 27,9’dan yüzde 29,6’ya yükselmiştir.

Eğitim-öğretimin hukuken parasız olduğu temel eğitimde velilerin ceplerinden yapmak zorunda kaldığı eğitim harcamaları her geçen yıl artmış, veliler çocuklarını kimi zaman borçlanarak, kimi zaman bankalardan ‘eğitim kredisi’ çekerek, kimi zaman da gıda harcamalarından kısarak okutmak zorunda bırakılmıştır.

Devletin eğitim harcamalarına yaptığı katkı yıllar içinde ihtiyacın çok altında artarken, hane halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarının payı artmaya devam etmektedir. Türkiye’nin ‘eğitime en çok payı ayırıyoruz’ söyleminin gerçeği yansıtmadığını görmek için eğitim yatırımlarına ayrılan payın seyrine ve hane halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarının artış hızına bakmak yeterlidir.

TÜİK’in 2020 Eğitim Harcamaları araştırmasının da açıkça gösterdiği gibi, Türkiye’de kamusal eğitim adım adım tasfiye edilmekte, eğitime ayrılan kamu kaynakları oransal olarak her geçen yıl azalırken, hane halkının cebinden yaptığı eğitim harcamaları kademeli olarak artmaktadır. Geçtiğimiz 20 yıl içinde Türkiye’de eğitimin ticarileşmesi ve özelleştirilmesi yolunda büyük yol alınmış, bu nedenle öğrenci velileri çocuklarını okutmak için giderek artan oranda cepten ödeme yapmak zorunda bırakılmıştır.

EĞİTİM HARCAMALARININ VELİLERİN SIRTINA YIKILMASINA SON VERİLMELİDİR

Geçtiğimiz 20 yıl içinde AKP hükümetinin içeriğine yönelik siyasal-ideolojik müdahaleleri ve bunun yarattığı olumsuz değişikliklerine paralel olarak, hükümetin eğitimin finansmanı içindeki payı azalırken, velilerin eğitimin finansmanına katkısının sürekli olarak artması bugün ve gelecek açısından son derece düşündürücüdür. Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla paralı hale getirilirken, milyonlarca öğrenci velisi çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda bırakılmaktadır. Bu durumun sorumlusu, halkın ödediği vergileri, halkın ihtiyaçları için harcamaktan kaçınanlar, herkesin eşit ve parasız olarak yararlanması gereken eğitim hakkını para ile satmaya çalışanlardır. Her yıl eğitimde ve diğer kamu hizmetleri alanında çeşitli adlar altında yapılan ‘büyük soygun’a artık son verilmeli, herkes için gerçek anlamda eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmelidir.

Kamusal eğitim, siyasal iktidarın ve bir bütün olarak devlet aygıtının hem sınıfsal hem de demokratik talepleri karşılaması için zorlandığı, eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır. Bir ülkede herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından bahsedebilmek için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişilebilir olması gerekir. Eğitime erişim hakkını düzenleyen her türlü ulusal/uluslararası yasa/sözleşme, devletlere bu hakkın ayrım yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir.

Devlet okullarına, yurtlarına ayrılmayan eğitim bütçe kaynaklarının, eğitim yatırımları yerine çeşitli adlar altında özel okullara transfer edilmesi, ülkenin tüm yurttaşlarının vergilerinin, emeğinin kamu yararına aykırı bir şeklide kullanılması anlamına gelmektedir. Ayrıca devletin asli sorumluluğu olan kamusal eğitim hakkının en temel ilkelerinden birisi eğitimin herkes için eşit koşullarda ulaşılabilir olmasının sağlanmasıdır.

Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmeden, bunun için ülke çapında kamusal eğitim uygulamaları için somut adımlar atılmadan, ekonomik krizle satın alma gücü ciddi anlamda azalan halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarındaki artışı durdurabilmek mümkün değildir.