Demokratik Laik Yaşamı ve Eğitimi Savunmaya Devam Edeceğiz!

MEB’le çok sık protokol yapan Ensar Vakfı’nın şimdi de Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yaptığı gençlik projeleri kapsamında halk eğitim merkezlerinde gerçekleştireceği kurslar gündemdedir. Ensar Vakfı Turhal Şubesi’nin, okul müdürlerine gönderdiği mesajda afişlerinin ve başvuru formlarının öğretmen ve öğrencilere gönderilmesini talep ederek yardımlarını istemesi, MEB ve diğer bakanlıklarla Ensar Vakfı arasındaki yoğun iş birliğinin geldiği […]

Demokratik Laik Yaşamı ve Eğitimi Savunmaya Devam Edeceğiz!

MEB’le çok sık protokol yapan Ensar Vakfı’nın şimdi de Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yaptığı gençlik projeleri kapsamında halk eğitim merkezlerinde gerçekleştireceği kurslar gündemdedir. Ensar Vakfı Turhal Şubesi’nin, okul müdürlerine gönderdiği mesajda afişlerinin ve başvuru formlarının öğretmen ve öğrencilere gönderilmesini talep ederek yardımlarını istemesi, MEB ve diğer bakanlıklarla Ensar Vakfı arasındaki yoğun iş birliğinin geldiği düzey açısından oldukça çarpıcı bir görüntü vermektedir. Bu tür iş birliği ve kurslar, eğitim alanında çeşitli vakıf ve cemaatlerin vesayetini oluşturmaktadır ve bu durum devredilemez bir kamusal hizmet olan eğitimin doğasına aykırıdır.

Devlet, eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurumlara, dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalı, özellikle eğitim sistemini dini kurallara göre değil, evrensel ve bilimsel gerçeklere, toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlemelidir. MEB’in görevi çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan haklarını ve çocukların yararını gözetecek, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi için mevcut bilgi birikimine ulaşmasına ve eleştirel düşünce becerisi kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır. Ensar Vakfı ve benzeri vakıf ve derneklerin okullarda ve halk eğitim merkezlerinde örgütlenmesine hizmet edecek her faaliyet, bakanlıklarla yapılan protokollere dayandırılsa da meşru değildir ve kesinlikle kabul edilemez.

MEB, geçmişte yargı kararlarıyla iptal ettirdiğimiz bir çok protokolün gereğini yerine getirmeli, kimi zaman çeşitli protokollerle, kimi zaman da fiili olarak okul kapılarını Ensar Vakfı ve benzeri vakıf ve derneklere açmaktan vazgeçmelidir. Diğer bakanlıklar eliyle yapılan protokoller kapsamına dayandırmakla veya hangi gerekçeyle olursa olsun, eğitim alanının,  vakıf ve derneklerin temel faaliyet alanı haline getirilmesi uygulamalarına derhal son verilmelidir. Okul yöneticilerimiz bu vakıf ve derneklerin faaliyetlerinin duyurucusu ve yürütücüsü  konumuna sokulmamalıdır.

Bakanlıklar kendi çalışma alanlarını proje ortaklıkları adı altında ideolojik vakıf ve derneklere devredemez. Geçmişte bu ve benzer vakıfların yurtlarında yaşanan taciz ve tecavüz olayları halen toplumumuzun hafızasındadır. Gençlerimiz, dini inançları sömürmeyi ideolojik bir kılıfa dönüştürerek hareket eden bu vakıflara teslim edilemez.

Gençlik ve Spor Bakanlığı ve MEB, Ensar Vakfı ve benzeri vakıflar eliyle yürütülen projelerle gençliği bu vakıfların inisiyatifine bırakmayı bir politikaya dönüştürmüş durumdadır. Laiklik karşıtı ve dini inançları istismar etmeye dayalı bu vakıfların, bakanlıkların işlerini üstlenmiş olduğu gözükmektedir. Velilerimizi, bu vakıfların “projeler” adı altında yürüttükleri faaliyetlere karşı dikkatli, denetleyici ve sorgulayıcı  olmaya çağırıyoruz. İktidarın her türlü çarpıtma ve manipülasyonlarına rağmen ülkemizin gerçek anlamda demokratik laik bir yaşama ve eğitime olan ihtiyacı ortadadır. Eğitim Sen olarak, laik bir yaşamı ve eğitimi savunmaya ve bunun mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz.

ensar